18 Haziran 2019 Salı

twin flame ix.

Sana çok ihtiyacım var. Sürekli kendimi tekrar edip duruyorum ama bu özlem gün geçtikçe daha da çok artıyor. Azalacak diyorlar, geçecek... Ama geçmeyecek biliyorum.
Bazen öyle çok kızıyorum ki sana, beni burada tek başıma bırakıp gittiğin için. Yanımda olsaydın kesin ağzına sıçardım bunun için.
Herkeste seni arıyorum, senden bir şeyler... Konuştuğum, gördüğüm, okuduğum, yazdığım, duyduğum her şeyde sen varsın.
Yaşasaydın yeni aldığım kahve çekirdeklerinden bahsederdim sana. Sürekli kendi kendime anlatıp duruyorum kafamın içinde, sanki sana anlatıyormuşum gibi. En çok beğendiğimi denemeni tavsiye ederdim mesela. Nasıl demlediğimi anlatırdım uzun uzun. Çünkü her zaman senden daha tutkuluyum her konuda biliyorsun. Bildiğin ve sevdiğin her şeyi öğrenip sevmek istiyorum demiştim en son sana. O son gece... İyi ki kötü değildi aramız. Sanırım öyle olsaydı vicdanımın katili olmak zorunda kalırdım. Gerçi sen her koşulda görmeyi başarabiliyordun duvarlarımın ardını.

Çok özledim.

Bağıra bağıra ağlamak geliyor içimden. Boğazımda yumru olup kalıyorsun.
Ölen sen değilsin, benim. Çünkü gittiğin yeri sevebilecek kadar büyük bir kalbin olduğunu biliyorum. Ne zaman kavuşacağız diye sorsam, her şey olması gereken zamanda olur diye cevaplardın sorumu. Ben de kendi sorumu senin sesinle cevaplıyorum.

Sensiz eksiğim.
Ruhlarımız helezon gibi birbirine dolanıp dans ettiği zaman tamamlanacağım.
9 Haziran 2019 Pazar

twin flame viii.

Gittikçe sana benziyorum. Seni içimde taşıyorum.
Bu özlem ve bu çaresizlik beni tüketiyor.
Sendeki beni özlüyorum. Senin gözünden kendimi görmeyi...
Beni seviş biçimini, seni seviş biçimimi... Seni severkenki beni özlüyorum.
Kendimi özlüyorum.
Sensiz manasız, içi boş bir çuval gibiyim. İçinde bulunduğum durumu senin benzetmelerinle bile ifade edemiyorum. Oysa sen söylediğinde, tam olarak anlıyordum o hissi. Şimdi kendi hislerimi tanımlayabilecek cümleler kuramıyorum.
Sensiz kendimi kaybettim. Ruhum başka bir boyutta, boşlukta savruluyor tek başına. Senden ve sendeki benden başka hiçbir şey düşünemiyorum.
Hayat, sen varsın diye güzeldi.
Sana kendin olma fırsatını verdiğim için bu kadar bağlanmıştın bana. Tüm maskelerden, tüm zırhlardan, tüm katmanlardan sıyrılıp, bütün stratejik hareketleri siktir edip, en çıplak halinle, olduğun gibi olabildiğin için. Şimdi bununla ne demek istediğini daha iyi anlayabiliyorum. Bana iyi gelen, seninle kendim olabilmekti. Ruhumu olduğu haliyle kucaklaman.. İçinden geldiği gibi davranabilmenin ne olduğunu -ama gerçekten içinden geldiği gibi-, birlikte öğrendik. Anneannenin lafı geldi aklıma. Ölüm haberini aldığında ne yapmıştır diye en çok ona üzüldüm. Sonra babana kızdım cenazede görünce. Hangi ayrıntıya takılıp böyle düşündüğümü sana açıklamayacağım ama babanın seni, benim seni sevdiğim kadar sevmediği için sinirlendim ona.
Eşyalarını kim topladı acaba? Bana yaptığın bilekliğin ve mumun akıbetini merak ediyorum. Sana aldığım kolyeyi boynundan çıkarıp kime verdiler? Mücevher kutusunu umarım anneannen almıştır. Sedefli şeyleri severdi...
Seninle konuşmayı öyle özledim ki... Hayatımın her anındaydın. Bıraktığın boşluğu neyle dolduracağımı bilmiyorum.
Parfümünü içime çekip yanında olduğumu hayal ediyorum. Boynunu kokladığımı... Boynunu koklarken gözlerini kapadığını...
Sensiz hiçbir şeyin rengi yok. Hayat siyah beyaz.
Beklemekten hiçbir zaman vazgeçme. Çünkü ruhum ruhunun peşini asla bırakmayacak.
24 Mayıs 2019 Cuma

twin flame vii.

I've been trying to put together all the pieces in my life. They are signs. Yes, I've just known that.
There isn't any possibility to everything is complicated that much in the universe. And everything is connected with together.
I was so blind. Each time you used to show me, but I didn't use to be able to see that. I had to figure out it with myself. And I did. If you could see that, you were proud of me. Though you were always proud of me. Which me? I'm in me, am I?
This is my mind. And this is my soul. Also, my heart belongs to you for good and all.
Still, I'm telling you everything in our cave. Sometimes I'm yelling. Sometimes I'm crying. I'm hugging you and kissing you.
I missed you too much that I couldn't explain that. I'm sleeping with your smell every night. Even so, I'm not sad. Because I've already known that you will be my lantern till I will be what I must to be.
Rest in peace.
13 Mayıs 2019 Pazartesi

twin flame. (vi)

Bütün hissetmenin bir yolunu buldum sanırım sonunda. Aslında sadece senin aydınlattığın yolda ne varmış diye bir bakmak istedim.
"Ruhun karanlık gecesi"nden bahsettiğimiz günü hatırlıyor musun? Ben bunun bildiğin majör depresyon olduğunu söylemiştim ama aradaki farkı şimdi anlayabiliyorum. "Bu açıdan hiç düşünmemiştim" demiştin. Ben de senin gördüğün açıdan hiç bakmayı denememiştim bugüne kadar. Ya da bilmiyorum, belki de deneyip başaramamıştım. Her zaman rasyonellikten yanayımdır biliyorsun. Ama artık aklın sınırları konusunda emin değilim.
Sen hep aslında mantığımla değil, hislerimle ilerlediğime inanıyordun. Bense hep hislerimi mantığıma göre şekillendirdiğime... Her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna o kadar körü körüne inanıyordum ki, bazı şeylerin bildiğimiz fizik kurallarıyla açıklanamayacağına inanmak saçmalık olarak geliyordu bana.
Ama şimdi bütünüm.
Bu nasıl oldu bilmiyorum.
Dün "Dark night of the soul" okumalarında o kadar kaybettim ki kendimi, kendimi bulmak için kaybetmem gerektiğinin tam olarak ne olduğunu anladım. Ama sonra, bir zaman geldiğinde, yine unutacağımı biliyorum. Sen hatırlatacaksın. Bunu da biliyorum.
Dün gece terre ile quizas'ı birbirine karıştırdım. Çok ilginç bir şekilde, ikisi önce birbirini nötrledi. Sonra ortaya muhteşem bir şey çıktı. Bunu birlikte denemeyi çok isterdim. İkimizin birbirine karışınca muhteşem bir şey ortaya çıkartacağını düşündüm nedense.
Şimdi insanları iyi ve kötü diye kategorize etmiyorum. Gördüğüm tek şey, "böyle biri olmalıyım" ve "böyle biri olmamalıyım" oluyor. Kendim için değil. Başkaları için de değil aslında. Bilmiyorum. Açıklayabileceğim bir şey değil. Sadece öyle olması gerektiği için. Olması gereken bu olduğu için yani. Bütünü tamamlamak için. Belki de bütünün tamamlanmak için buna ihtiyacı olduğunu hissettiğim için. Sadece hissettiğim için.
Hayır, hayal kırıklığına uğramadım. Ben iki kişiden yardım istedim. Ki biliyorsun yardım istemek benim için ne kadar güç. Yardım istediklerimden biri zaten bu konuda eğitim almış, insanlara yardım etmesi beklenen biriydi. Diğeri de, benden ne zaman yardım istese, ne olursa olsun hiç düşünmeden yardım edeceğim kadar benim için değerli biri. Ama ikisi de yardım isteğimi geri çevirdi.
Senin gibi düşünmeye çalışıyorum.
Böyle bir durumla karşılaşsan asla pes etmezdin. Kendini dünyadan ve insanlardan böylesine soyutlamayı ama aynı zamanda dünya ve insanlarla birlikte akmayı nasıl başarabildiğini düşündüm uzun uzun.
Hissettiğim tek şey bu oldu sonra.
Ne olursa olsun, ben böyle biri olmayacağım.
Birinin yoluna ışık tutmak ya da sisle, isle, dumanla dolmuş odada sıkışıp kalmış birine pencere açmak... Ben bunu ne koşulda olursa olsun yapacağım. İdealizm değil. Hayır, idealizmle açıklanabilecek bir şey değil. Ama evet olması gereken bu olduğu için.
Bütün zıtlıkları içimde barındırıyorum ve bu durum bir işkence değil, daha iyi anlayabilmek için. Hiçbir şey anlamadan savrulmaktan çok daha iyi. Çünkü ben anlamaya daha yakınım. Çünkü hiçbir şeyin farkında olmayanlardan daha yakınım bulmaya.
Sonunda bulduğun için mi gittin bilmiyorum ama senin de bulmaya çok yakın olduğunu biliyordum.
Hep benden bir adım öndeydin güzelim.
Seni "Ruhun karanlık gecesi"nden uyandıran, sonra yine o geceyi sana belki de defalarca yaşatan bendim biliyorum. Belki de hayatındaki asıl görevim dönüşümünü tamamlamanı sağlamaktı.
Bana bu geceyi yaşatan ve bu geceden beni uyandıran da sen oldun. Bu dönüşümü nasıl tamamlayacağımı hiç bilmiyorum ama bilmem gerekiyormuş gibi de hissetmiyorum zaten. Sadece olacak... Kendiliğinden... Biliyorsun ruhlarımızı en çok tahrik eden kendiliğinden olan şeylerdi. Bu da kendiliğinden olacak. Olacağına inanmıyorum. Olacağını biliyorum. Sadece bunu içimde biliyorum. O yüzden ruhlarımızın birbirine ait olduğunu içinde bildiğini söylemeni şimdi daha iyi anlıyorum. Ama ruhuma asıl iyi gelen şey, bunun için artık çok geç hissini hiç yaşamıyor olmam. Bunun için geç kalmış gibi hissetmiyorum. Çünkü sen hep, her şey zamanını bekler diyordun bana. Her şey zamanını bekler. Olduğu zaman, en doğru zamandır. Ve şu an en doğru zaman. Geç değil hiçbir şey için. Şu anda olması gerekiyordu. Artık cümlelere dökemediğimiz o boyun eğişin, neye, kime ve nasıl olduğunu içimde biliyorum. Bunu kelimelerle ifade edemeyişimizin tek sebebinin bildiğimiz kurallarla açıklanamaması olduğunu biliyorum. Dünya algısının ötesinde ama içimizde bildiğimiz şey.
Mutlusun.
Sonunda mutlu olduğum gibi.
Mutlu olduğum için mutlu olmandan mutlu olmam gibi, sonsuz bir döngü.

Yolun nereye gideceğini bilmiyorum ama yola çıkmaya hazırım.
Bugüne kadar olan her şey, beni bu yola hazırlamak içindi.
Yaşadığım her şey, hayatıma dokunmuş olan herkes birer ipucu, birer örnek ve bir mum yolumu aydınlatan...

Sonuna kadar ve sonsuz olana varana kadar motivasyonum sen olacaksın.
11 Mayıs 2019 Cumartesi

twin flame. (v)

kendimi kendi içimde öldürmeyi o kadar çok deniyorum ki.
sen olmadan ben de yokum.
varlığımın hiçbir anlamı yok sensiz.
beni var eden tek şey senin fantastik hayal gücündü.
benim fantastik hayal gücüm bir de...

nasıl aynı cümleleri kurabildiğinizi çözemiyorum hala.
yaşıyor olsaydın, senin o olduğun konusunda ısrarlarıma devam ederdim.
ama sen öldükten sonra da yazmaya devam ediyor.
yakasına yapışıp "kimsin sen" diye haykırasım geliyor yüzüne.
kim kurguladı seni?
bütün bunların arkasında nasıl bir güç var?
ne saçma bir espri anlayaşı var her kimse.

kendimi öldürmeyi o kadar çok deniyorum ki kendi içimde.
burada sıkışıp kaldım.
sensiz anlamsızım.
varlığımı bilen kimseyle konuşmak gelmiyor içimden senden başka.

nasıl bir yerdesin şimdi?

bir gün kavuşacağımıza o kadar içten inanıyorum ki, nefes almam bu ütopik umuduma bağlı.
sana anlatacağım; sen gittikten sonra içinde yıldız tozu geçen cümleler kurduğunu o kevaşenin.
sağda solda, dünyadaki en muhteşem şeyin orgazm olduğundan nasıl bahsettiğini anlatacağım sana.
ama içimde hiç öfke yok.
bilmiyorum nereye gitti onca volkanik patlama.
kendi kendime kıskançlık krizi geçirmemin de bir manası yok zaten artık.
sadece ikimizin bildiği bir dilimiz var bizim.
fotoğrafları bilgisayarında tuttuğuna eminim.
konuşmalarımızı babanın okumaması için her gün dua ediyorum kime ettiğimi bilmeden.
benimle ilgili fikirlerini sikime taktığım için değil ama senin daddy's girl hallerini okuyup hayal kırıklığı yaşamasın diye.
anını kirletmesin diye kirli cümlelerimizle.
benim gördüğüm gibi görsün diye seni hayatta olduğu sürece.
bu mümkün mü bilmiyorum.
bugüne kadar yaşamış, bundan sonra yaşayacak olan tüm insanların sevgisiyle kıyasladığında, biliyorsun bu öyle bir şey değildi.
bunu söyleyen ruhun, bir yerlerde bekliyor olmalı.

çünkü espri anlayışı bu kadar kötü de olsa, bir yaratıcının bu hikayeyi yarım bırakacağına inanmak istemiyorum.

ben buradayım.
sonsuza kadar.
sen sadece sonsuzun anlamını benden önce öğrendin ama arayı kapatacağımı biliyorsun.
beynimi bu yüzden sevmiyor muydun zaten?

sonsuz uykudayım sana kavuşacağım güne kadar.
10 Mayıs 2019 Cuma

twin flame. (iv)

Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok. Dünyanın sesleri sustu, renkleri kayboldu sen gidince.
Beynimdeki bütün sinapslarda parmak izin var. Aklıma gelmediğin tek bir an bile yok. Seninle son bir kez konuşabilmek için neler vermezdim...
Aklımdan çıkmıyor ölürken neye benzediğin. Saçma sapan paçavralara sardıkları tabutun uzaklaşırken, uzaklaştıkça küçülürken, arkasından öyle bakarken, ağlamaktan nefes almayı unuttum. Öleceğim sandım seni götürürlerken. Ölmek bundan daha acılı olamaz. Üstelik kalbimdeki yangını senden başka anlayabilecek kimse de yok.
Sensiz ben de yokum.
Seni nasıl özlediğimi bir bilsen...
Ölmeden önce attığın son mesaja cevap vermiş olsaydım, tam o anda, kalbin sıkıştığı anda konuşuyor olsaydık, o haftaki nöbetin değişmemiş olsaydı, kalp krizi geçirdiğin sırada hastanede olsaydın... o kadar çok acaba var ki yakamı bırakmayan...
Daha çok ısrar etmeliydim kalbine baktırman için.
Zamanı geri alabilmeyi nasıl isterdim... Kalp çarpıntılarını fantastik sebeplere bağladığın için kavga etseydim seninle. Gerizekalı mısın sen? Sana kaç kere söyledim baktır şu kalbine diye?
Deliriyorum sensiz.
Aklımın kontrolünü kaybediyorum.
Tek yardım isteyeceğim kişi senken, sen de yoksun artık...
Bu çaresizlik beni çıldırtıyor.
Kabullenemiyorum ölümünü.
Hayatta bundan daha büyük bir acı varsa, benim aklım almıyor, algılarımın ötesinde bir acı.
Seni son nefesime kadar böyle hatırlayacağım demiştim ya hani,
son nefesime kadar, ruhumu gören tek kişi olarak hatırlayacağım ben seni.
Hayattaki her şeyin tanımını yeniden yaptıran...
Kendimi görmem için ayna tutan...
Parmak uçlarıyla ruhuma dokunan...
Kalbimi ısıtan...
İçimdeki bütün buzları eriten...
Katman katman bütün kabuklarını soyan nasırlı zırhımın...
Yapbozumun eksik parçası...

Sana kavuşacağım gün için yaşıyorum.
2 Mayıs 2019 Perşembe

twin flame. (iii)

I have to figure out how I'll move on without you.
How will I cope with that?
You were in all of my life. Every movement, every blinking, every breath...
When I saw an interesting thing or when I did a stupidity I need to tell you immediately.
But now I don't know where you are.
Still, I need to tell you everything in my life.
I need to tell you how I love you.
You always knew that I loved you when I didn't tell the sentence. You believed.
But I want to say that over and over again.
I want to whisper in your ear how much I love you.
And to caress your hair.
I want to look at your eyes and to say my little white rabbit.
I want to get close to you, to be with you...
Please find a way to talk to me.
Cause this thing between us is one of a kind in the universe. We knew it since we met together.
So, we deserve a privilege.
Gods must know that.
You're mine till hell freezes over.
My little white rabbit...